Çarşamba, Nisan 08, 2009
Perşembe, Ocak 22, 2009
Neden Windows değil?
Aslında kendim kaşındım biliyorum. Ama son zamanlardaki işler (özellikle dershane), bir de üstüne "nasılmış şu vista?" merakı eklenince yaklaşık 2 aydır windows kullanıyordum. Aslında çok da fena bir tecrübe olmadı ama başıma gelenlerden sonra seminerlerde (özellikle neden linux kullanıyoruz?) seminerlerinde anlatılanlar/anlattıklarım hepsi aynı zamanda yaşanmış birer anı oldu. Bugün itibarıyla yeniden "efsane geri döndü" diyebilirim :) (oooh içimdeki vicdan azabı da biraz daha azaldı.)
Aslında gerçekten merak ediyorum;
-Neden insanlar günün yarısını işletim sistemini ayakta tutmak için uğraşır? (Ben mi paranoyakım bilmiyorum ama antivirüs antispyware şifreleri, keyleri derken geçen zamanımın haddi hesabı olmadı bu 2 ayda. Sonuçta şunları öğrendim: Nod32 korumuyormuş, Kaspersky düşünüldüğü kadar makinayı değil insanı kasıyormuş eğer lisanssız kullanırsan, Avira, AVG gibi ücretsiz çözümler bile pek çok ücretli çözümden iyiymiş. En önemlisi hangi antivirüs/antispyware/antibilmemne kurarsan kur boşunaymış. Hepsi bir arada çalışırsa anca işe yarıyormuş...
- Neden insanların vista süper görsel derken KDE 4'ten haberleri yok? Ben de aslında bugün tecrübe ettim ayrı konu. Debian testing kullanıyorum bilenler bilir. Aslında vazgeçmiş de değilim. Ama ubuntuyu çıktığı günden beri merak ediyordum fakat hep "yaa aslı varken (debian) çakmasını niye kullanayım?" diye de düşünüp vazgeçiyordum. Bu sefer dönüşümü bari ubuntu ile yapayım madem test insanı oldum onu da deneyeyim dedim. Malum debian testing hala KDE 4'e geçmedi. Unstable da kullanmadığım için görmemiştim. Kurdum ubuntu 8.10 tabi ki gnome geldi. Üzerine de kubuntu-desktop paketini kurdum görmek için. O da ne? Resmen aşk. Masaüstünün tamamı widgets eklemek için kullanılıyor. Masaüstü olarak kullanmak için de (dosya vs. koymak için) bir widget daha var. KDE menüsünün düzeni, efektleri süper olmuş. Linux'un bu özelliği çok güzel işte. "Görsel istiyorum": Buyur kardeş KDE, görselin kralı. "Sade olsun makinamı da az yorsun": Buyrun size Gnome verelim. Daha başka onlarca alternatif.
Bu arada henüz ubuntu konusunda yorum yapmak için erken, fakat ilk izlenimlerim olumlu oldu. Özellikle kablosuz ağlarda çok başarılı. İTÜ-Net kablosuz ağı var sadece İTÜ personeli kullanabiliyor ve sertifika dosyası indiriliyor tanıtılıyor vs bazı ayarları var. İnanın windows'a kurmaktan çok daha kolay...
Artık vista ve windows hakkında atıp tutarken içim biraz daha rahat. Ayrıca hani insanlar sevgilisinden ayrılırlar da sonra özlemle birbirlerine kavuşurlar. Bu yaklaşık 2 aylık ayrılık bize iyi geldi... "Sevgilim Linux seni hiç bırakmıycam" :P
Aslında gerçekten merak ediyorum;
-Neden insanlar günün yarısını işletim sistemini ayakta tutmak için uğraşır? (Ben mi paranoyakım bilmiyorum ama antivirüs antispyware şifreleri, keyleri derken geçen zamanımın haddi hesabı olmadı bu 2 ayda. Sonuçta şunları öğrendim: Nod32 korumuyormuş, Kaspersky düşünüldüğü kadar makinayı değil insanı kasıyormuş eğer lisanssız kullanırsan, Avira, AVG gibi ücretsiz çözümler bile pek çok ücretli çözümden iyiymiş. En önemlisi hangi antivirüs/antispyware/antibilmemne kurarsan kur boşunaymış. Hepsi bir arada çalışırsa anca işe yarıyormuş...
- Neden insanların vista süper görsel derken KDE 4'ten haberleri yok? Ben de aslında bugün tecrübe ettim ayrı konu. Debian testing kullanıyorum bilenler bilir. Aslında vazgeçmiş de değilim. Ama ubuntuyu çıktığı günden beri merak ediyordum fakat hep "yaa aslı varken (debian) çakmasını niye kullanayım?" diye de düşünüp vazgeçiyordum. Bu sefer dönüşümü bari ubuntu ile yapayım madem test insanı oldum onu da deneyeyim dedim. Malum debian testing hala KDE 4'e geçmedi. Unstable da kullanmadığım için görmemiştim. Kurdum ubuntu 8.10 tabi ki gnome geldi. Üzerine de kubuntu-desktop paketini kurdum görmek için. O da ne? Resmen aşk. Masaüstünün tamamı widgets eklemek için kullanılıyor. Masaüstü olarak kullanmak için de (dosya vs. koymak için) bir widget daha var. KDE menüsünün düzeni, efektleri süper olmuş. Linux'un bu özelliği çok güzel işte. "Görsel istiyorum": Buyur kardeş KDE, görselin kralı. "Sade olsun makinamı da az yorsun": Buyrun size Gnome verelim. Daha başka onlarca alternatif.
Bu arada henüz ubuntu konusunda yorum yapmak için erken, fakat ilk izlenimlerim olumlu oldu. Özellikle kablosuz ağlarda çok başarılı. İTÜ-Net kablosuz ağı var sadece İTÜ personeli kullanabiliyor ve sertifika dosyası indiriliyor tanıtılıyor vs bazı ayarları var. İnanın windows'a kurmaktan çok daha kolay...
Artık vista ve windows hakkında atıp tutarken içim biraz daha rahat. Ayrıca hani insanlar sevgilisinden ayrılırlar da sonra özlemle birbirlerine kavuşurlar. Bu yaklaşık 2 aylık ayrılık bize iyi geldi... "Sevgilim Linux seni hiç bırakmıycam" :P
Perşembe, Kasım 27, 2008
IBM x-series sunuculara işletim sistemi kurulumu
Aslında blogum Linux hakkında. İçerik anlamında da ağırlık zaten Linux'ta. Ama bazen yazacaklarım için en uygun yer burası diye düşünüyorum. İşte onlardan biri: IBM x-series sunuculara işletim sistemi kurulumu.
Yaklaşık 1,5 aydır IBM sunuculara Windows 2003 kurmaya uğraşıyorum. "Neden bu kadar uzun sürdü ki?" denir tabi normal şartlarda. IBM sitesinden dökümanlar okudum, internetten okudum, forumlara yazdım. Derken bir türlü çözüm üretmedim. Bu arada IBM ServerGuide CD'si ile kaç kez sunucu açtım resetledim sayısını bilmiyorum. Bu esnada sorunun kaynağı olarak düşündüğüm, BIOS update, yeni ServerGuide CD'si indirmek, yeni Windows 2003 CD'si yazmak gibi çözümlerin tamamını denedim. Sorun ya RAID ayarlarını yaptıktan sonra "On a RAID system create a logical drive that is 3000MB or large" hatası veya Windows dosyalarının kopyalanmasından sonra reboot aşamasında takılmaydı. Dün doğrudan Windows CD'si takıp kurmaya kaktığımda kurulum için pek çok partition karşıma çıktı. Pek çoğuna da kurulum yapamam diyordu. Aklıma SAN (Storage Area Network) geldi. O sunucuya SAN üzerinden MAP edilmiş alanlar sorun çıkarıyor olabilir dedim. (Muhtemelen de kurulumda çıkan ve kurulum yapmayan aşanlar onlardı) Haklıymışım. Bugün SAN'i iptal ettim ve öyle kurdum. Sonuç, çalışan bir Windows 2003 ve bir kurulum dökümanı. :)
Allahtan çok acil kurulması gereken bir sunucu değildi de kurtuldum. Yoksa beni Bakırköy'de veya sevgili memleketim Manisa'da bulabilirdiniz... :D
IBM x-series sunuculara işletim sistemi kurulumu [pdf]
Çarşamba, Eylül 24, 2008
Noktadan noktaya bağlantı hızını nasıl ölçerim?
Çeşitli fantaziler için, (bence fantazi tabi ki aslında iş bu :) ) noktadan noktaya bağlantının hızını ölçmek gerekti. Güzel bir çözüm iperf bu iş için.
Kurulumu ve kullanımı son derece basit. Ayrıca windows için de kullanılabiliyor. Debian için sadece
#apt-get install iperf
demek yeterli. Windows için buradan, Linux ve kaynak kodlar için de buradan indirilebilir.
Çalışma:
iperf çalışmak için sunucu modda çalışan bir son noktaya ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla her iki tarafa noktaya da kurulması gerekiyor. Ardından biri server diğeri client modda çalıştırılarak bağlantı hızı ölçülüyor.
Server modda çalıştırmak için:
#iperf -s
Client olarak bağlanıp hızı ölçmek için:
#iperf -c [IP adres]
yazılıyor. Kullanımı bu kadar basit.
için;
#iperf -s -D
yazıyoruz.
Not: Debian'da iperf version 2.0.2 deamon modda sorun çıkarıyor. Uzaktan bağlanılamıyor. Fakat iperf version 2.0.4 problemsizce çalışıyor. ;)
Kurulumu ve kullanımı son derece basit. Ayrıca windows için de kullanılabiliyor. Debian için sadece
#apt-get install iperf
demek yeterli. Windows için buradan, Linux ve kaynak kodlar için de buradan indirilebilir.
Çalışma:
iperf çalışmak için sunucu modda çalışan bir son noktaya ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla her iki tarafa noktaya da kurulması gerekiyor. Ardından biri server diğeri client modda çalıştırılarak bağlantı hızı ölçülüyor.
Server modda çalıştırmak için:
#iperf -s
Client olarak bağlanıp hızı ölçmek için:
#iperf -c [IP adres]
yazılıyor. Kullanımı bu kadar basit.
emre@homer:~$ iperf -c xxx.xxx.xxx.xxxAyrıca bence en çok kullanılacak özelliklerden biri de server modda deamon olarak kullanmak
------------------------------------------------------------
Client connecting to xxx.xxx.xxx.xxx, TCP port 5001
TCP window size: 16.0 KByte (default)
------------------------------------------------------------
[ 3] local xxx.xxx.xxx.xxx port 48930 connected with xxx.xxx.xxx.xxx port 5001
[ 3] 0.0-10.0 sec 108 MBytes 90.5 Mbits/sec
için;
#iperf -s -D
yazıyoruz.
Not: Debian'da iperf version 2.0.2 deamon modda sorun çıkarıyor. Uzaktan bağlanılamıyor. Fakat iperf version 2.0.4 problemsizce çalışıyor. ;)
Cuma, Eylül 14, 2007
Yeni başlayanlar için ADSL
Sadece "temel" haliyle ADSL nedir, nasıl çalışır, konularını anlatmaya çalışacağım.
Eski telefon sisteminin çalışma prensibi aşağıdaki şekilde görüldüğü gibiydi. Evimizdeki telefonumuza takılan 2 telli bakır kablo Telekomdaki MDF (Main Distrubition Frame) cihazıan girer ve oradan da PSTN uzayından telefon görüşmeleri yapılabilmesin sağlardı. Bu şekilde kablodan sadece "ses" trafiği akardı.

Dial Up bağlantılarda ise ISP üzerinden Internete bağlantı yapılmakteydi. 56 Kb hızında internet sunan Dial Up yerine daha yüksek hızlı internet geçiş için ya yeni hatlar çekilmeli ya da mevcut sistem düzenlenerek çözüm bulunmalıydı. Tabi ki, en ucuz yöntem mevcut sistemi güncellemekti. Bunun için de sistem aşağıdaki gibi güncellenmiş oldu. Bu sayede farklı frekans aralıklarından hem ses hem de DATA trafiği taşınabilmiş oldu. Tabi ki bu sistem evlerimize yüksek hızlı internet şansını sağlamış oldu.
Yeni sistemde görüldüğü üzere MDF cihazının önüne DSLAM (Digital Subscriber Line Access Multiplexer) adında bir cihaz konularak evlerden gelen hat önce DSLAM üzerinde süzülerek, eğer DATA trafiği ise İnternet'e ses trafiği ise MDF üzerinden PSTN'e aktarılmaktadır. DSLAM üzerinde telefon hattımızın bağlı olduğu porta ADSL portu adı verilmektedir. (TT'un sıklıkla kullandığı) "port resetlenmesi", "port kalmadı" vb. bahaneleri DSLAM üzerinden yapılır. :) Bu da demek oluyor ki DSLAM olmayan bir telefon hattından ADSL hizmeti alınamaz.
Şimdi bir de daha özel olarak evde ve telekom içinde işler nasıl yürüyor ona bakalım. Aslında evde kullanılan sistem genelde bilindiği üzere kabaca aşağıdaki şekildedir.
Telekomdan gelen hat splitter yardımı ile ikiye ayrılır, bu hatlardan biri ev telefonumuza diğeri de ADSL modeme girer. ADSL modemimiz üzerindeki port sayısına göre de evdeki bilgisayarlara dağılır.
Telekom kısmında ise kabaca aşağıdaki gibi bir sistem bulunuyor;
BRAS (Broadband Remote Access Server) üzerinden aktarılarak telekomdaki RADIUS server tarafından onaylanan kullanıcılara DHCP server üzerinden bir IP verilerek internet çıkışları sağlanmakta.
Şimdi bir de kullanılan protokolleri inceleyelim.
1) |PC| --------|Switch|
Buradaki gibi doğrudan bağlantı PC'den switch'e UTP ile yapılır. Şöyle şema halinde yazalım:
L3: IP -- L2: Eth -- L1: Eth/UTP
2) İstanbul |-- [Router]----------------------[Router] --| Ankara
Buradaki gibi doğrudan doğruya iletişim yapılan durumda ise PPP (Point-to-Point Protokol) kullanılarak bir kimlik doğrulama yapılır.
L3: IP -- L2: PPP -- L1: LL (Leased Line)
3) İstanbul | --[Router] -------{ATM} ------[Router]--|Ankara
L3: IP -- L2: ATM -- L1: LL
4) ADSL için ise PPP kontrolü ATM altyapısı ile yapılmalıdır. Bu sebeple yeni bir protokol daha çıkmıştır ki, her ikisini de kapsayan: PPPoA (PPP over ATM). ADSL kimlik doğrulamaları bu şekilde yapılır.
L3: IP -- L2: PPP+ATM (PPPoA) -- L1: ADSL
ADSL aslında bu iletişimin Layer 1'deki ismidir.
Özel teşekkür: Sevgili Oğuzhan Eren (Netron)
Eski telefon sisteminin çalışma prensibi aşağıdaki şekilde görüldüğü gibiydi. Evimizdeki telefonumuza takılan 2 telli bakır kablo Telekomdaki MDF (Main Distrubition Frame) cihazıan girer ve oradan da PSTN uzayından telefon görüşmeleri yapılabilmesin sağlardı. Bu şekilde kablodan sadece "ses" trafiği akardı.

Dial Up bağlantılarda ise ISP üzerinden Internete bağlantı yapılmakteydi. 56 Kb hızında internet sunan Dial Up yerine daha yüksek hızlı internet geçiş için ya yeni hatlar çekilmeli ya da mevcut sistem düzenlenerek çözüm bulunmalıydı. Tabi ki, en ucuz yöntem mevcut sistemi güncellemekti. Bunun için de sistem aşağıdaki gibi güncellenmiş oldu. Bu sayede farklı frekans aralıklarından hem ses hem de DATA trafiği taşınabilmiş oldu. Tabi ki bu sistem evlerimize yüksek hızlı internet şansını sağlamış oldu.
Yeni sistemde görüldüğü üzere MDF cihazının önüne DSLAM (Digital Subscriber Line Access Multiplexer) adında bir cihaz konularak evlerden gelen hat önce DSLAM üzerinde süzülerek, eğer DATA trafiği ise İnternet'e ses trafiği ise MDF üzerinden PSTN'e aktarılmaktadır. DSLAM üzerinde telefon hattımızın bağlı olduğu porta ADSL portu adı verilmektedir. (TT'un sıklıkla kullandığı) "port resetlenmesi", "port kalmadı" vb. bahaneleri DSLAM üzerinden yapılır. :) Bu da demek oluyor ki DSLAM olmayan bir telefon hattından ADSL hizmeti alınamaz.Şimdi bir de daha özel olarak evde ve telekom içinde işler nasıl yürüyor ona bakalım. Aslında evde kullanılan sistem genelde bilindiği üzere kabaca aşağıdaki şekildedir.
Telekomdan gelen hat splitter yardımı ile ikiye ayrılır, bu hatlardan biri ev telefonumuza diğeri de ADSL modeme girer. ADSL modemimiz üzerindeki port sayısına göre de evdeki bilgisayarlara dağılır.Telekom kısmında ise kabaca aşağıdaki gibi bir sistem bulunuyor;
BRAS (Broadband Remote Access Server) üzerinden aktarılarak telekomdaki RADIUS server tarafından onaylanan kullanıcılara DHCP server üzerinden bir IP verilerek internet çıkışları sağlanmakta.Şimdi bir de kullanılan protokolleri inceleyelim.
1) |PC| --------|Switch|
Buradaki gibi doğrudan bağlantı PC'den switch'e UTP ile yapılır. Şöyle şema halinde yazalım:
L3: IP -- L2: Eth -- L1: Eth/UTP
2) İstanbul |-- [Router]----------------------[Router] --| Ankara
Buradaki gibi doğrudan doğruya iletişim yapılan durumda ise PPP (Point-to-Point Protokol) kullanılarak bir kimlik doğrulama yapılır.
L3: IP -- L2: PPP -- L1: LL (Leased Line)
3) İstanbul | --[Router] -------{ATM} ------[Router]--|Ankara
L3: IP -- L2: ATM -- L1: LL
4) ADSL için ise PPP kontrolü ATM altyapısı ile yapılmalıdır. Bu sebeple yeni bir protokol daha çıkmıştır ki, her ikisini de kapsayan: PPPoA (PPP over ATM). ADSL kimlik doğrulamaları bu şekilde yapılır.
L3: IP -- L2: PPP+ATM (PPPoA) -- L1: ADSL
ADSL aslında bu iletişimin Layer 1'deki ismidir.
Özel teşekkür: Sevgili Oğuzhan Eren (Netron)
Perşembe, Haziran 21, 2007
İnsan kendini rahat hissetmeli
İnsan kendini rahat hissetmeli gerçekten. Her konuda böyle de, bloga yazarken aklıma geldi çok önemli çok. Neden mi böyle söylüyorum, buyrun efendim anlatayım :)
Yeni oyuncağıma kavuştum. Çok şükür sonunda bir hayalim gerçek oldu ve "adam gibi" bir laptop'um oldu. Yanımda taşıyabileceğim kadar ufak ve "işimi görecek kadar" da güçlü. Sony Vaio TR2A modeli oyuncağım şunun gibi birşey:
Şimdi görmemişin oğlu laflarını duyar gibiyim ama ne yapayım öyle olsun... Konuma döneyim hemen, tatile çıkmadan 1 gün önce elime geçince kurmaya da vakit bulamadım ama tatile elimde Pardus CD'si ile gittim. Karar verdim "yeni bir oyuncak, yeni bir dağıtım". Nasıl olsa sunucularımda debian, PC'de debian, bu da Pardus olsun diye düşünmüştüm. Boş bir zamanımda da kurulum yaptım. Kablosuz interneti de kolayca kurulumda tanıdı her şey yolunda derken aleti 800x600 üstüne bir türlü çıkaramadım. Daha sonra İsmail Hocamın evinde sanki her gün görüşüyormuş gibi utanmadan açtık laptopları gece 2ye kadar o kendisininkiyle uğraşırken (onunki de yenilenmiş bu arada) ben de ekran ayarlarıyla uğraştım. Başarabildiğim nokta 1024x768 çözünürlüktü. Genelde yaşanan bir sorunmuş ama ben verilen çözümlerle bir türlü çözüm üretemedim. Yapılmaz demiyorum ben beceremedim. 16:9 ekranı 4:3 kullanmak da iğrenç bir şey. Sonrasında okulda 1-2 gün daha uğraştım fakat beceremedim. Artık bu kadar yeter dedim, pes. Bir Debain Net-install CD'si indirip kurulum yaptım. Bu arada farkettim ki Debian da artık gui kurulum destekliyor. Tabi alet yine 1024x768 açıldı. Ufak bir araştırma ile (ama gerçekten ufak) "915resolution" kurmam gerektiğini (apt-get install 915resolution) ve
/etc/default/915resolution dosyasına şunları eklemem gerektiğini buldum:
MODE=5c
XRESO=1280
YRESO=768
ve reboot...
Ardından Serdar Aytekin'in bu dökümanında da yazıldığı gibi wireless'ı kurdum. Sadece dikkat etmek gereken fireware girişini eth1 gördüğü için wireless içn eth2 kullanmak gerekiyor. Şu an her şeyi hazır :)
Demem odur ki, insan kendini rahat hissetmeli. Eskiden sevgili Koray Hocam "Debian ile debeleniyorsun" derken şimdi "Debian'da rahat ediyorum" Bir şey daha, gezegenden çıktım ya artık o da rahatlattı beni...
Rahat hissetmek lazım rahat...
Yeni oyuncağıma kavuştum. Çok şükür sonunda bir hayalim gerçek oldu ve "adam gibi" bir laptop'um oldu. Yanımda taşıyabileceğim kadar ufak ve "işimi görecek kadar" da güçlü. Sony Vaio TR2A modeli oyuncağım şunun gibi birşey:
Şimdi görmemişin oğlu laflarını duyar gibiyim ama ne yapayım öyle olsun... Konuma döneyim hemen, tatile çıkmadan 1 gün önce elime geçince kurmaya da vakit bulamadım ama tatile elimde Pardus CD'si ile gittim. Karar verdim "yeni bir oyuncak, yeni bir dağıtım". Nasıl olsa sunucularımda debian, PC'de debian, bu da Pardus olsun diye düşünmüştüm. Boş bir zamanımda da kurulum yaptım. Kablosuz interneti de kolayca kurulumda tanıdı her şey yolunda derken aleti 800x600 üstüne bir türlü çıkaramadım. Daha sonra İsmail Hocamın evinde sanki her gün görüşüyormuş gibi utanmadan açtık laptopları gece 2ye kadar o kendisininkiyle uğraşırken (onunki de yenilenmiş bu arada) ben de ekran ayarlarıyla uğraştım. Başarabildiğim nokta 1024x768 çözünürlüktü. Genelde yaşanan bir sorunmuş ama ben verilen çözümlerle bir türlü çözüm üretemedim. Yapılmaz demiyorum ben beceremedim. 16:9 ekranı 4:3 kullanmak da iğrenç bir şey. Sonrasında okulda 1-2 gün daha uğraştım fakat beceremedim. Artık bu kadar yeter dedim, pes. Bir Debain Net-install CD'si indirip kurulum yaptım. Bu arada farkettim ki Debian da artık gui kurulum destekliyor. Tabi alet yine 1024x768 açıldı. Ufak bir araştırma ile (ama gerçekten ufak) "915resolution" kurmam gerektiğini (apt-get install 915resolution) ve/etc/default/915resolution dosyasına şunları eklemem gerektiğini buldum:
MODE=5c
XRESO=1280
YRESO=768
ve reboot...
Ardından Serdar Aytekin'in bu dökümanında da yazıldığı gibi wireless'ı kurdum. Sadece dikkat etmek gereken fireware girişini eth1 gördüğü için wireless içn eth2 kullanmak gerekiyor. Şu an her şeyi hazır :)
Demem odur ki, insan kendini rahat hissetmeli. Eskiden sevgili Koray Hocam "Debian ile debeleniyorsun" derken şimdi "Debian'da rahat ediyorum" Bir şey daha, gezegenden çıktım ya artık o da rahatlattı beni...
Rahat hissetmek lazım rahat...
Perşembe, Mayıs 17, 2007
IPCop - Linux Firewall - Nedir?
Daha önce güncemde de yazdığım gibi IP/TV sistemi kurarken firewall olarak PfSense'i tercih ettik. En azından daha aşina olduğumdan dolayı. Fakat o dönemde de hem IPCop hem de Endian'ı da denemiştik. Sonrasında Oğuzhan ile PfSense dedik ve sistem öyle kaldı. Gerçi özellikle şu antivirüs özelliğinden dolayı aklım diğerlerinde de kalmadı desem yalan olurdu. Geçen hafta Arda da IPCop deyince bir denemekte fayda var dedim. Kendime basit bir test laboratuvarı kurdum ve denemelere başladım. Şimdi de kurulumdan başlayalım IPCop yazımıza :)
IPCop nedir?
IPCop bir Linux dağıtımı aslında. Fakat Firewall olarak dizayn edilmiş bir dağıtım. Hatta sadece firewall demek bile yavan kalacak. Firewall, IDS, VPN, Antivirüs, Antispam gibi pek çok özellik de içeriyor. Sanırım sadece usb'den çalışan bir versiyonu bile var. Tabi ki özgür yazılımdır. :)
www.ipcop.org
http://distrowatch.com/table.php?distribution=ipcop
Nasıl temin ederiz?
Bu adresten en son sürümü indirerdikten sonra, iso dosyayı bir cd'ye yazıyoruz.
Kurulum
Linux kurulumuna aşina olanlar için aslında hiç de zor bir kurulumu yok. Hazırlanan CD ile açılışı yapıyor ardından seçimlerle başlıyoruz.
Dikkat edilecek bir kaç nokta var sadece. Kısaca bahsedersek; dil seçiminin ardından (Türkçe de var fakat ben denemedim), nereden kurulum yapacağımızı seçiyoruz. Daha sonra network arayüzü ayarı için kullanacağımız kısım geliyor.
İlk olarak "GREEN" arayüzü tanımasını istiyoruz. Bu arada bilmemiz gereken önemli bir özellikten bahsedelim. IPCop'ta güvenlik seviyesine göre network arayüzlerini renklerle ayırıyoruz. Bunlar;
GREEN: Güvenli sayacağımız kendi iç networkümüz
RED: Tehlikeli kabul ettiğimiz Internet arayüzü
BLUE: Wireless Network
ORANGE: DMZ
--- Bu seviyeleri daha sonra basit bir network şeması ile daha güzel açıklayacağım ve bu dökümana ekleyeceğim ---
Kuruluma dönersek, ilk olarak GREEN arayüzü ayarlamakla başlıyoruz. IP adresini ve Alt Ağ maskesini de tanımladıktan sonra bir kaç adım sonra kurulumun temeli tamamlanıp bilgisayar yeniden başlıyor...
Yeniden açıldıktan sonra bir kaç adım daha ayar yapmamız gerek. Bunlarında en önemlisi ihtiyaçlarımıza göre network arayüzlerini tanımlamak. Önce Klavye, Saat dilimi vb. ayarları sonra eğer kullanıyorsak ISDN ayarlarımızı yapıp dediğim en önemli kısım olan "Network Configuration Type" e geliyoruz.
Burada kullanacağımız network tipini yukarıda belirttiğim renk seviyelerine göre seçip ayarlarına geçiyoruz.
Dikkat edeceğimiz en önemli noktalardan biri de, farklı network arayüzlerini farklı IP blokları ile ayırmak.
Network ayarlarımızın ardından sıra şifrelere geliyor. Root, Admin (Web arayüzünden kontrol için) ve Backup kullanıcılarının şifrelerini de tanımladıktan sonra sistemimiz çalışmaya başlıyor. Artık sıra web arayüzünden yönetime ve ayarlara geliyor.
Yönetim
IpCop'un bundan sonraki kısmını web arayüzü ile yapacağız. Bu da aslında bize büyük bir kolaylık sağlayacak. Fakat tabi ki bu aşamadan sonra yapacağımız her doğru veya yanlış hareket networkümüzü olumlu veya olumsuz olarak etkileyecek.
Eğer farklı bir şekilde ayarlamadıysak (en azından ilk kurulum sonrasında böyle olacak) web yönetim arayüzüne GREEN networkten (Örneğin 192.168.1.1 olsun) bir web tarayıcı ile http://192.168.1.1:81 veya https://192.168.1.1:445 ile bağlanıyoruz. Ardından kurulumda belirlediğimiz admin kullanıcısı şifresi ile giriş yapıyoruz. Sonraki kısım artık Firewall yönetimi konusundaki becerilerimize kalıyor.

Sonuç
Bu yazımda sadece IPCop'u tanıtmaya ve basitçe nasıl kurulduğundan ve yönetildiğinden bahsetmeye çalıştım. Fakat bu haliyle bile en azından iç networkümüzü dışarıdan ayırdığı için bile bir güvenlik sağlıyor. Ancak unutmamalıdır ki, bir firewall ancak doğru ayarlandığında faydalı ve işe yarardır.
Son olarak bu halinde IPCop henüz antivirüs, IDS, antispam gibi bazı özelliklerden yoksun. Bunun için de IPCop'a "Copfilter" paketini ekleyeceğiz. Onun kurulumu da bir sonraki dökümanda olacak.
IPCop nedir?
IPCop bir Linux dağıtımı aslında. Fakat Firewall olarak dizayn edilmiş bir dağıtım. Hatta sadece firewall demek bile yavan kalacak. Firewall, IDS, VPN, Antivirüs, Antispam gibi pek çok özellik de içeriyor. Sanırım sadece usb'den çalışan bir versiyonu bile var. Tabi ki özgür yazılımdır. :)
www.ipcop.org
http://distrowatch.com/table.php?distribution=ipcop
Nasıl temin ederiz?
Bu adresten en son sürümü indirerdikten sonra, iso dosyayı bir cd'ye yazıyoruz.
Kurulum
Linux kurulumuna aşina olanlar için aslında hiç de zor bir kurulumu yok. Hazırlanan CD ile açılışı yapıyor ardından seçimlerle başlıyoruz.
Dikkat edilecek bir kaç nokta var sadece. Kısaca bahsedersek; dil seçiminin ardından (Türkçe de var fakat ben denemedim), nereden kurulum yapacağımızı seçiyoruz. Daha sonra network arayüzü ayarı için kullanacağımız kısım geliyor.
İlk olarak "GREEN" arayüzü tanımasını istiyoruz. Bu arada bilmemiz gereken önemli bir özellikten bahsedelim. IPCop'ta güvenlik seviyesine göre network arayüzlerini renklerle ayırıyoruz. Bunlar;GREEN: Güvenli sayacağımız kendi iç networkümüz
RED: Tehlikeli kabul ettiğimiz Internet arayüzü
BLUE: Wireless Network
ORANGE: DMZ
--- Bu seviyeleri daha sonra basit bir network şeması ile daha güzel açıklayacağım ve bu dökümana ekleyeceğim ---
Kuruluma dönersek, ilk olarak GREEN arayüzü ayarlamakla başlıyoruz. IP adresini ve Alt Ağ maskesini de tanımladıktan sonra bir kaç adım sonra kurulumun temeli tamamlanıp bilgisayar yeniden başlıyor...
Network ayarlarımızın ardından sıra şifrelere geliyor. Root, Admin (Web arayüzünden kontrol için) ve Backup kullanıcılarının şifrelerini de tanımladıktan sonra sistemimiz çalışmaya başlıyor. Artık sıra web arayüzünden yönetime ve ayarlara geliyor.
Yönetim
IpCop'un bundan sonraki kısmını web arayüzü ile yapacağız. Bu da aslında bize büyük bir kolaylık sağlayacak. Fakat tabi ki bu aşamadan sonra yapacağımız her doğru veya yanlış hareket networkümüzü olumlu veya olumsuz olarak etkileyecek.
Eğer farklı bir şekilde ayarlamadıysak (en azından ilk kurulum sonrasında böyle olacak) web yönetim arayüzüne GREEN networkten (Örneğin 192.168.1.1 olsun) bir web tarayıcı ile http://192.168.1.1:81 veya https://192.168.1.1:445 ile bağlanıyoruz. Ardından kurulumda belirlediğimiz admin kullanıcısı şifresi ile giriş yapıyoruz. Sonraki kısım artık Firewall yönetimi konusundaki becerilerimize kalıyor.

Sonuç
Bu yazımda sadece IPCop'u tanıtmaya ve basitçe nasıl kurulduğundan ve yönetildiğinden bahsetmeye çalıştım. Fakat bu haliyle bile en azından iç networkümüzü dışarıdan ayırdığı için bile bir güvenlik sağlıyor. Ancak unutmamalıdır ki, bir firewall ancak doğru ayarlandığında faydalı ve işe yarardır.
Son olarak bu halinde IPCop henüz antivirüs, IDS, antispam gibi bazı özelliklerden yoksun. Bunun için de IPCop'a "Copfilter" paketini ekleyeceğiz. Onun kurulumu da bir sonraki dökümanda olacak.
Çarşamba, Mayıs 16, 2007
Gezegenden Özür
Blogger'ı betadan daha yeni yükselttim ve bazı ayarlarla oynadım. Sanırım site feed'inde de bazı sorunlarım oldu. Gezegene epeyce bir zarar vermiş görünüyorum. Bir süre için feed'i kapattım fakat sorun çözülmedi nedense :(
Verdiğim rahatsızlık için tüm gezegen ailesinden özür diliyorum...
Not: Blogger'a çok fazla müdahale edemedim açıkçası, eğer istenirse bir kaç günlüğüne listeden de kaldırabilirsiniz beni.
Verdiğim rahatsızlık için tüm gezegen ailesinden özür diliyorum...
Not: Blogger'a çok fazla müdahale edemedim açıkçası, eğer istenirse bir kaç günlüğüne listeden de kaldırabilirsiniz beni.
İTÜ Bilişim Günleri
Yoğunluktan bir türlü yazamadım. Geçen hafta bugün İTÜ Matamatik ve Bilgisayar Kulübü'nün düzenlediği İTÜ Bilişim Günlerine katıldım. Ümit (Bozkır) yine baş rollerdeydi, fakat ben koşturmacadan hakettiği kadar yardımcı olamadım ona :( . Gerçi Kerem de (Can Karakaş) her zaman olduğu gibi yanındaydı ve sanırım epeyce iş gördüler. Arada kaçıp gidebildiğim kadarında da kısa kısa sohbet/şenlik kritikleri falan yapabildik.
Her neyse, seminerim saat 17:00'de olunca, bir de 2 günlük etkinliğin son gününün son saatine kalınca katılım olmayacak sandım. Fakat yaklaşık bi 10 kişi yakaladık. Ama ben hep derim ki, zorla gelen 100 kişi yerine ilgili 10 kişi gelsin iyidir (Özlü söz :P ). Nihayetinde bu da öyle oldu. İlgili arkadaşlar vardı. Hatta bilgili arkadaşlar vardı. İTÜ Bilgi İşlem Dairesinden bir sistem yöneticisi arkadaşım da sağolsun bana seminerde hem yardımcı oldu hem de yorumlarıyla benim atladığım/düşünmediğim yerleri tamamladı. Fakat sonuçta bence başarılı ve keyifli bir seminer oldu.
Meraklısına Seminer Notları: [pdf] [odp]
Bu arada unutmuşum şenlikteki Linux Masaüstü Dünyası seminerinin notları da burada: [pdf] [odp]
Not: Lütfen dikkat, bu seminerin OpenOffice notları (odp) çok fazla resim içerdiğinden 5,5 MB civarında, pdf halini de yaklaşık 2,5 MB civarına düşürebildim.
Her neyse, seminerim saat 17:00'de olunca, bir de 2 günlük etkinliğin son gününün son saatine kalınca katılım olmayacak sandım. Fakat yaklaşık bi 10 kişi yakaladık. Ama ben hep derim ki, zorla gelen 100 kişi yerine ilgili 10 kişi gelsin iyidir (Özlü söz :P ). Nihayetinde bu da öyle oldu. İlgili arkadaşlar vardı. Hatta bilgili arkadaşlar vardı. İTÜ Bilgi İşlem Dairesinden bir sistem yöneticisi arkadaşım da sağolsun bana seminerde hem yardımcı oldu hem de yorumlarıyla benim atladığım/düşünmediğim yerleri tamamladı. Fakat sonuçta bence başarılı ve keyifli bir seminer oldu.
Meraklısına Seminer Notları: [pdf] [odp]
Bu arada unutmuşum şenlikteki Linux Masaüstü Dünyası seminerinin notları da burada: [pdf] [odp]
Not: Lütfen dikkat, bu seminerin OpenOffice notları (odp) çok fazla resim içerdiğinden 5,5 MB civarında, pdf halini de yaklaşık 2,5 MB civarına düşürebildim.
Salı, Mayıs 08, 2007
Şenliğin ardından
Sonunda şeytanın bacağını kırdık. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği'nin 6.sına katılabildik. Hatta gitmem kesinleşince bir de seminer almıştım bahane ile umarım bir kaç insana faydam da dokunmuştur.
* Malum iş hayatı, şenliğe cumartesi günü gidebildim. Zaten seminerimi de o yüzden cumartesiye istemiştim.
* Şenlik alanında aslında geçen yıllara oranla ( videolarından gördüğüm kadarıyla) daha sakin bir hava vardı. Belki de cumartesi olması sebebiyle de olabilir bu sukunet.
* Seminer konum "Linux masaüstü dünyası" olduğu için umduğumdan daha fazla zorlandım. Masaüstü dünyası o kadar geniş bir konu ki, neyi nasıl anlatacağımı seçerken çok zorlandım. Fakat bence fena olmadı. İlk kez kendimi seminer sonrası izledim, "çok da kötü değilmişim (kötüymüşüm de çok değil)" dedim. (Kuzenimin kamerası ile de çekim yaptık, DVD'sini unuttum gerçi onda hala elime ulaşamadı :( )
* Seminerin son 5 dakikasını kızım bastı. :) Aylin zaten şenlik alanında benden daha fazla ilgi gördü :) Üzerine Koray Amcası ve Yeşim Teyzesinin aldığı kırmızı penguenli elbiseyi giydirdik. Onlar gelemedi diye üzüldük...

* Unutmadan katılım belgemi de Aylin'in elinden aldım. Sadece bunun için bile değerdi bence ... :)
* Tabi ki pek çok insanla karşılaştık. Necdet Hoca, Aysun, Mustafa Hoca, Hakan Uygun ve tabiki Ümit, Kerem gibi her zaman her yerde karşımda olanlar :))
* Aysun'la kötü bir organizasyon sonucu hiç bir şey yapamadık. Yemeğe gitmek istedik, onu bile beceremedik. Sadece MSN'den görüşünce cep tel alıp vermemişiz.
* SSS sayfası hakkında yakında bir duyuru yapacağız. Bazı problemler şenlikte çözüldü, SSS çalışma gurubu tekrar işinin başına geçti. :)
* Özellikle o güzel Aylin fotoğrafları için Hakan Uygun'a çook teşekkürler...
* Daha sonrasına Aylin Hanım çok da izin vermeyince geri dönmek zorunda kaldık.
* Ödül alan tüm penguenlere de tebrikler...
Son olarak, bugün İTÜ Bilişim Günleri başladı. Kerem ve Ümit yine standtalar. Çeşitli LKD seminerleri de olacak.
Bügün (8 Mayıs 2007)
15:30-16:45 "Başarılı yazılım projelerinin sırrı: Değişimi kucaklamak"
Enver ALTIN - LKD
17:00-18:30 "Linux Nedir?"
Kerem Can KARAKAŞ - LKD
Yarın ( 9 Mayıs 2007)
10:30-12:00 "Linux Kullanıcıları Derneği: Tanıtım ve Çalışmaları"
Devrim GÜNDÜZ - LKD
14:00-15:15 "PostgreSQL: 8.3 neler getirecek?"
Devrim GÜNDÜZ - LKD
17:00-18:30 "Linux Sistem Yönetimi"
Emre KARAOĞLU - LKD
Katılabilecek olanları bekleriz...
* Malum iş hayatı, şenliğe cumartesi günü gidebildim. Zaten seminerimi de o yüzden cumartesiye istemiştim.
* Şenlik alanında aslında geçen yıllara oranla ( videolarından gördüğüm kadarıyla) daha sakin bir hava vardı. Belki de cumartesi olması sebebiyle de olabilir bu sukunet.
* Seminer konum "Linux masaüstü dünyası" olduğu için umduğumdan daha fazla zorlandım. Masaüstü dünyası o kadar geniş bir konu ki, neyi nasıl anlatacağımı seçerken çok zorlandım. Fakat bence fena olmadı. İlk kez kendimi seminer sonrası izledim, "çok da kötü değilmişim (kötüymüşüm de çok değil)" dedim. (Kuzenimin kamerası ile de çekim yaptık, DVD'sini unuttum gerçi onda hala elime ulaşamadı :( )
* Seminerin son 5 dakikasını kızım bastı. :) Aylin zaten şenlik alanında benden daha fazla ilgi gördü :) Üzerine Koray Amcası ve Yeşim Teyzesinin aldığı kırmızı penguenli elbiseyi giydirdik. Onlar gelemedi diye üzüldük...
* Tabi ki pek çok insanla karşılaştık. Necdet Hoca, Aysun, Mustafa Hoca, Hakan Uygun ve tabiki Ümit, Kerem gibi her zaman her yerde karşımda olanlar :))
* Aysun'la kötü bir organizasyon sonucu hiç bir şey yapamadık. Yemeğe gitmek istedik, onu bile beceremedik. Sadece MSN'den görüşünce cep tel alıp vermemişiz.
* SSS sayfası hakkında yakında bir duyuru yapacağız. Bazı problemler şenlikte çözüldü, SSS çalışma gurubu tekrar işinin başına geçti. :)
* Özellikle o güzel Aylin fotoğrafları için Hakan Uygun'a çook teşekkürler...
* Daha sonrasına Aylin Hanım çok da izin vermeyince geri dönmek zorunda kaldık.
* Ödül alan tüm penguenlere de tebrikler...
Son olarak, bugün İTÜ Bilişim Günleri başladı. Kerem ve Ümit yine standtalar. Çeşitli LKD seminerleri de olacak.
Bügün (8 Mayıs 2007)
15:30-16:45 "Başarılı yazılım projelerinin sırrı: Değişimi kucaklamak"
Enver ALTIN - LKD
17:00-18:30 "Linux Nedir?"
Kerem Can KARAKAŞ - LKD
Yarın ( 9 Mayıs 2007)
10:30-12:00 "Linux Kullanıcıları Derneği: Tanıtım ve Çalışmaları"
Devrim GÜNDÜZ - LKD
14:00-15:15 "PostgreSQL: 8.3 neler getirecek?"
Devrim GÜNDÜZ - LKD
17:00-18:30 "Linux Sistem Yönetimi"
Emre KARAOĞLU - LKD
Katılabilecek olanları bekleriz...
Salı, Nisan 10, 2007
Okan Üniv. Semineri ardından ve Debian Etch "resmen" hoşgeldin.
Geçtiğimiz haftaki Okan Üniversitesi semineri hakkında yazamamıştım. Daha doğrusu 1 hafta sonra yazmamın sebebi, sevgili Fatih'ten fotoğrafları yeni almış olmam. Aslında fotoğraf makinamı yanımda götürmüştüm fakat nasıl olsa çeken var deyip çekmedim, tembellik yaptım :)
LKD'nin seminer çalışma grubundaki ilk seminerimdi, aynı zamanda İstanbul sınırlarındaki ilk seminerimdi. Daha önce Isparta'da çeşitli zamanlarda pek çok seminer vermiştim fakat yaklaşık 1,5 yıl ara vermişim diye biraz heyecan vardı başta.
Maslaktan (İTÜ'den), Kurtköy'e (Okan Üniv.) aslında şehirler arası yolculuk gibi seyahat ettim. Tam Formula 1 pistinin yanındaki Okan Üniversitesinde beni Bilgisayar Kulübünden Fatih Coşkun karşıladı. Biraz birlikte vakit geçirdikten sonra salona geçtik. 15:00'de başlamasını planladığımız seminere katılacak arkadaşlar dersten gelecekleri için 15:15 civarında başladık. Aslında benim için de iyi oldu, bu 15 dakikada gelenlerle biraz şakalaşıp heyecanımı da çaktırmadan sıfıra indirdim :) Ardından seminere başladık. Bir kaç gün önceden LKD Çalışma Grubundaki diğer seminerlerden de faydalanarak hazırladığım slaytı buradan indirebilirsiniz[pdf] [odp]. Yaklaşık 50-60 kişilik bir katılım vardı. Fatih her ne kadar "az oldu" diye üzülse de, daha önce 5-10 kişiye bile bir şeyler anlatmaya çalışmış olan benim için sayı gayet yeterliydi :) Seminerin ardından Pardus kurulumunu da anlattık.
Gördüğüm kadarıyla Okan Üniversitesinde bir şeyler yapmaya çalışan, bir bilinç uyandırmaya çalışan bir topluluk Bilgisayar Kulübü. Bu yıl içinde bir seminer daha sözü aldılar benden. Bu ilgilerine olmaz diyemezdim. Zaten amacımız da paylaşım değil mi?
Şu beklediğim fotoğraflardan da bir kaç tane koyayım da, beklediğime deysin :D


Tarihe Not: 8 Nisan 2007 günü Debian Etch (4.0) duyuruldu. Sarge duyurulduğunda sevinçle bunu yazmışım. Bu seferki onun yanında biraz sönük kaldı nedense. Resmi duyurunun tamamı.
LKD'nin seminer çalışma grubundaki ilk seminerimdi, aynı zamanda İstanbul sınırlarındaki ilk seminerimdi. Daha önce Isparta'da çeşitli zamanlarda pek çok seminer vermiştim fakat yaklaşık 1,5 yıl ara vermişim diye biraz heyecan vardı başta.
Maslaktan (İTÜ'den), Kurtköy'e (Okan Üniv.) aslında şehirler arası yolculuk gibi seyahat ettim. Tam Formula 1 pistinin yanındaki Okan Üniversitesinde beni Bilgisayar Kulübünden Fatih Coşkun karşıladı. Biraz birlikte vakit geçirdikten sonra salona geçtik. 15:00'de başlamasını planladığımız seminere katılacak arkadaşlar dersten gelecekleri için 15:15 civarında başladık. Aslında benim için de iyi oldu, bu 15 dakikada gelenlerle biraz şakalaşıp heyecanımı da çaktırmadan sıfıra indirdim :) Ardından seminere başladık. Bir kaç gün önceden LKD Çalışma Grubundaki diğer seminerlerden de faydalanarak hazırladığım slaytı buradan indirebilirsiniz[pdf] [odp]. Yaklaşık 50-60 kişilik bir katılım vardı. Fatih her ne kadar "az oldu" diye üzülse de, daha önce 5-10 kişiye bile bir şeyler anlatmaya çalışmış olan benim için sayı gayet yeterliydi :) Seminerin ardından Pardus kurulumunu da anlattık.
Gördüğüm kadarıyla Okan Üniversitesinde bir şeyler yapmaya çalışan, bir bilinç uyandırmaya çalışan bir topluluk Bilgisayar Kulübü. Bu yıl içinde bir seminer daha sözü aldılar benden. Bu ilgilerine olmaz diyemezdim. Zaten amacımız da paylaşım değil mi?
Şu beklediğim fotoğraflardan da bir kaç tane koyayım da, beklediğime deysin :D


Tarihe Not: 8 Nisan 2007 günü Debian Etch (4.0) duyuruldu. Sarge duyurulduğunda sevinçle bunu yazmışım. Bu seferki onun yanında biraz sönük kaldı nedense. Resmi duyurunun tamamı.
Salı, Nisan 03, 2007
Okan Üniversitesi Semineri
Yarın (4 nisan 2007) Saat 15:00-17:00 arası Okan Üniversitesi Konfersans Salonunda Linux konuşuyor olacağız.
Uzun zamandır özlemiştim bir şeyler anlatmayı, yarın "Linux Nedir?" anlatacağım. Sanırım 1 saat konuşup 1 saat de Pardus kurulumu ve basitçe kullanımı üzerinde duracağız. Tüm hazırlıklarım tamam artık saati bekliyorum :)
Ayrıntılar dönüşte... Umarım verimli bir seminer olur.
Uzun zamandır özlemiştim bir şeyler anlatmayı, yarın "Linux Nedir?" anlatacağım. Sanırım 1 saat konuşup 1 saat de Pardus kurulumu ve basitçe kullanımı üzerinde duracağız. Tüm hazırlıklarım tamam artık saati bekliyorum :)
Ayrıntılar dönüşte... Umarım verimli bir seminer olur.
Pazartesi, Mart 05, 2007
Özgür Günler 2007'nin ardından
Çok uzun bir ara vermişim bloguma. Aslında arkadaşlarımdan "unuttun linux blogunu" diye uyarılar alıyordum ama, bir türlü yazamadım. Hatta bazı yazıları draft'ta bekletiyorum hala. Tamamlayıp yayınlayayım onlarıda :)
Sessizliğimi bozmama sebep "Linux ve Özgür Yazılım Günleri" oldu. Daha önce Stallman ve Ian Murdock dinlemek için Isparta'dan kalkıp gelmiştim, şimdi gitmezsem olmazdı. Gerçi bu sefer bir hata ettim Eben Moglen'i dinlemedim. Daha çok Güvenik Workshop'undaydım. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda ot gibi gidip ot gibi döndüm aslında, kimseyle tanışmadım. Ama özel olarak tanışmak için bir çaba da harcamıyorum. Muhtemelen bu yazıyı okuyan bir çok insan beni sağda solda görüyor ve ben olduğumu bile bilmiyor. Olsun :)
Birazda etkinlikten bahsedeyim. Dediğim gibi ben hep güvenlik workshop'unda bulundum. Epeyce de başarılı geçtiğini düşünüyorum. Cumartesi günü, Emre Sağlam'ın nmap'in ayrıntılarını anlattığı seminerle başladı. Aslında her iki günde de içerik sadece şu program şunu yapar şeklinde değildi. Aynı zamanda genel güvenlik ilkeleri tartışıldı satır aralarında. Eğlenceli, öğretici ve başarılıydı. Arkadaşların ellerine sağlık. :)
Ayrıca etkinlikten bir de kitap aldım: qmail. Kitabın neredeyse yarısına geldim. Beğendiğim bir kaynak oldu. Özellikle bir süredir başıma dert olan qmail hakkında Türkçe bir kitap okumak zevk verdi. Ne olursa olsun insan ana dili ile okumalı, ana dili ile düşünmeli...
Sessizliğimi bozmama sebep "Linux ve Özgür Yazılım Günleri" oldu. Daha önce Stallman ve Ian Murdock dinlemek için Isparta'dan kalkıp gelmiştim, şimdi gitmezsem olmazdı. Gerçi bu sefer bir hata ettim Eben Moglen'i dinlemedim. Daha çok Güvenik Workshop'undaydım. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda ot gibi gidip ot gibi döndüm aslında, kimseyle tanışmadım. Ama özel olarak tanışmak için bir çaba da harcamıyorum. Muhtemelen bu yazıyı okuyan bir çok insan beni sağda solda görüyor ve ben olduğumu bile bilmiyor. Olsun :)
Birazda etkinlikten bahsedeyim. Dediğim gibi ben hep güvenlik workshop'unda bulundum. Epeyce de başarılı geçtiğini düşünüyorum. Cumartesi günü, Emre Sağlam'ın nmap'in ayrıntılarını anlattığı seminerle başladı. Aslında her iki günde de içerik sadece şu program şunu yapar şeklinde değildi. Aynı zamanda genel güvenlik ilkeleri tartışıldı satır aralarında. Eğlenceli, öğretici ve başarılıydı. Arkadaşların ellerine sağlık. :)
Ayrıca etkinlikten bir de kitap aldım: qmail. Kitabın neredeyse yarısına geldim. Beğendiğim bir kaynak oldu. Özellikle bir süredir başıma dert olan qmail hakkında Türkçe bir kitap okumak zevk verdi. Ne olursa olsun insan ana dili ile okumalı, ana dili ile düşünmeli...
Çarşamba, Ekim 11, 2006
GnuGk: H323 Gatekeeper
GnuGk, bir H323 gatekeeper. Biz şimdilik Video Konferans sisteminde kullanmayı planlasak da, IP Telefon Gatekeeper olarak da kullanılabilirmiş.
Denemek için hiç beklemeden gnu/debian bilgisayara apt-get install gnugk diyerek kurdum. Anında çalışmaya başladı. Güzel de bir dökümantasyonu var. Henüz okumasam da, Mustafa ile bu konuda uğraşırken çok işimize yarayacağı kesin. Azıcık daha üstünde tecrübe edinelim de, Sun Solaris 10 sunucuda video konferanslarımıza hizmet etmeye başlayacak. Böylece para ile satılıp, doğru dürüst destek alınamayan ve (genelde işletim sisteminden kaynaklanan sorunlar olsa da) doğru dürüst çalışmayan radvision'un pabucunu dama atacak. :)
Buradan çıkacak ders: "Her ne iş yapıyorsan yap, önce bir bak açık kaynaklısı var mı? Varsa onu tercih et. Hem sinir hem sınır tanıma" :D
Perşembe, Mayıs 18, 2006
Şenliğe bu yıl da katılamadım :( Şenlik bitti, bana bu yıl da uzaklardan el sallamak düştü. Bu arada şenliğe ÇOMÜ damga vurmuş. :) Necdet Yücel, Pınar Yanardağ, En iyi kurumsal kullanıcı COMU Eh zaten daha ne kaldı ki :) "En iyi penguenlere" tebrikler.
Fakat dün müthiş bir gün geçirdim. SSS çalışma grubundan arkadaşım Aysun'un verdiği haberle kayıt yaptırdım ve dün HP Linux Road Show'a UZEM'den Mustafa ile katıldık.
İlk kez hiç teknik olmayan ve tamamen ticari amaçlarla yapılmış bir Linux etkinliğine katılmış oldum. Amacı Linux'a geçmek isteyen şirket yöneticilerini ikna etmekti. Bu sebeple -tabi ön planda HP kullanın temalı- "Linux şöyle iyidir, böyle kullanışlıdır" lafları dinledik. Tabi bu arada İş Bankası, Şişecam ve Beko'nun Linux'a nasıl geçtiklerini dinledik. Ben acayip keyiflendim ama bunları dinlerken. Türkiye'nin 3 büyük şirketinin kendisinin çıkıp "Linux'a referansız" demeleri, özellikle diğer seminerlerde "şurası burası Linux kullanıyor" denmesinden daha güzel. Şişecam'dan Kemal Bey, Linux'a geçiş süreçlerini anlattı ve -bence- çok dobra bir konuşma sundu. 2005 yılından itibaren PC'lerde de Linux kullanmak için çalışmalara başlamışlar. Genelde şirketler "sunucu Linux" diye düşünürken Şişecam'ın bu düşüncesi bence çok güzel. :)
Bu arada tabi ki Ceylan Otel'deki güzel ikramlar ve açık büfeyi anlatıp da ağzımın suyunu akıtmayayım. :) Bir de minik penguen biblo'm oldu. Hemen evde sergilemeye başladım. :)
Programın sürprizi ise en sonda oldu. Mustafa HP'den bir Linux eğitimi kazandı. :) Özellikle IPv6 çalışmalarına başladıktan sonra birlikte Linux ile çalışmaya başlamış ve müthiş bir Linux sempatizanı olmuştu. Üstüne bir de bu eğitim denk gelince Linux camiası yeni bir fanatik daha kazanacak diye düşünüyorum. Bir gün önce de doğum günüydü, her halde aldığı en pahalı doğum günü hediyesi HP'den olmuştur. :D
Tabi ki RedHat'de oradaydı ve biz de kurumsal bir RedHat kullanıcısı olarak (her ne kadar kişisel olarak Debian'cı olsam da RedHat temelliyim ben de) bir hatıra fotoğrafı çektirmeliyiz dedik. :P

Fakat dün müthiş bir gün geçirdim. SSS çalışma grubundan arkadaşım Aysun'un verdiği haberle kayıt yaptırdım ve dün HP Linux Road Show'a UZEM'den Mustafa ile katıldık.
İlk kez hiç teknik olmayan ve tamamen ticari amaçlarla yapılmış bir Linux etkinliğine katılmış oldum. Amacı Linux'a geçmek isteyen şirket yöneticilerini ikna etmekti. Bu sebeple -tabi ön planda HP kullanın temalı- "Linux şöyle iyidir, böyle kullanışlıdır" lafları dinledik. Tabi bu arada İş Bankası, Şişecam ve Beko'nun Linux'a nasıl geçtiklerini dinledik. Ben acayip keyiflendim ama bunları dinlerken. Türkiye'nin 3 büyük şirketinin kendisinin çıkıp "Linux'a referansız" demeleri, özellikle diğer seminerlerde "şurası burası Linux kullanıyor" denmesinden daha güzel. Şişecam'dan Kemal Bey, Linux'a geçiş süreçlerini anlattı ve -bence- çok dobra bir konuşma sundu. 2005 yılından itibaren PC'lerde de Linux kullanmak için çalışmalara başlamışlar. Genelde şirketler "sunucu Linux" diye düşünürken Şişecam'ın bu düşüncesi bence çok güzel. :)
Bu arada tabi ki Ceylan Otel'deki güzel ikramlar ve açık büfeyi anlatıp da ağzımın suyunu akıtmayayım. :) Bir de minik penguen biblo'm oldu. Hemen evde sergilemeye başladım. :)
Programın sürprizi ise en sonda oldu. Mustafa HP'den bir Linux eğitimi kazandı. :) Özellikle IPv6 çalışmalarına başladıktan sonra birlikte Linux ile çalışmaya başlamış ve müthiş bir Linux sempatizanı olmuştu. Üstüne bir de bu eğitim denk gelince Linux camiası yeni bir fanatik daha kazanacak diye düşünüyorum. Bir gün önce de doğum günüydü, her halde aldığı en pahalı doğum günü hediyesi HP'den olmuştur. :D
Tabi ki RedHat'de oradaydı ve biz de kurumsal bir RedHat kullanıcısı olarak (her ne kadar kişisel olarak Debian'cı olsam da RedHat temelliyim ben de) bir hatıra fotoğrafı çektirmeliyiz dedik. :P

Cuma, Nisan 14, 2006
Bir pişti de bizden :)
Salı, Nisan 04, 2006
Ethernet bonding
Ethernet bonding olayına takmıştım bir süredir. Daha doğrusu, özgür günlerin ardından yazmıştım ya, o zamandan beri. Fakat bir türlü fırsat bulupta uğraşamadım. Bir de üstüne, 2. bir ethernet kartı bulamayınca bekledi de bekledi. Ama aklıma evdeki bilgisayarımda yatan ethernet kartı gelince de, bir deneme yapmanın zamanı geldi dedim. Biraz google, biraz mail listesi derken 2 tane ethernetim kendini tek sanmaya başladı :D
Kısaca tanımdan başlamalı: Ethernet bonding Nedir?: Ethernet bonding, 2 tane ethernet kartının tek ethernet kartı gibi çalışmasıdır. 2 ethernet, 2 kablo, 1 IP. Genellikle temizlik yapan teyzelerin, amcaların kabloları çıkarması yüzünden hattın kopmaması için. (Bu zaten olmazsa olmaz oldu artık. Her masa silmenin ardından, kabloyu kontrol etmem gerekiyor. Hani RJ45'in kilit özelliği olmasına rağmen o kablo nasıl oluyor da çıkıyor anlamıyorum. Kasıtlı mı yoksa :D )
Bonding denemesini RHEL 3 bir linux ile yaptım ama Debian'da da kontrol ettim bazı kısımları.
Ethernet bonding (E.B. diyeyim bundan sonra) kullanabilmek için, 2.4.12 veya üstü bir çekirdek olmalı. (Benim RHEL makinam; 2.4.21-15.EL'ymiş...) Genelde dağıtımlarla bonding driver module olarak geliyormuş ama olur da module değilse derlerken "Network Device Support" altında "Bonding Driver Support" seçilerek açılabiliyormuş. (İhtiyacım olmadı. Ayrıca 2.6.8-2-386 Debian çekirdeğim de açıkmış) Bu modulü kullanan araç ise "ifenslave". Bu da öntanımlı gelmiş.
Zaten bundan sonrası, dosyaları düzenlemek. /etc/modules.conf en altına şu satır ekleniyor;
alias bond0 bonding
(buraya ayrıca varsa modül options'ı eklemek gerekli)
Burada bond0 diye sanal bir aygıt (device) tanımladık. Artık bağlantımızı bu bond0 sağlayacak. Şimdi bu aygıtın ayarlarına sıra geldi;
Debian'da tüm bu ayarları (/etc/network/interfaces dosyası içine yazmalıyız sanırım denemedim henüz ama deneyip not düşerim)
RHEL:
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-bond0
DEVICE=bond0
BOOTPROTO=static
ONBOOT=yes
BROADCAST=160.75.67.255
NETWORK=160.75.67.0
NETMASK=255.255.255.0
IPADDR=160.75.67.182
GATEWAY=160.75.67.254
USERCTL=no
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth0
# Intel Corp.|82562EZ 10/100 Ethernet Controller
DEVICE=eth0
BOOTPROTO=none
ONBOOT=yes
MASTER=bond0
SLAVE=yes
USERCTL=no
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth1
# Intel Corp.|82557/8/9 [Ethernet Pro 100]
DEVICE=eth1
BOOTPROTO=none
ONBOOT=yes
MASTER=bond0
SLAVE=yes
USERCTL=no
Sıra geldi restart :P (Windows kullanıcıları bu aşamada restart yapmalıdır :P)
#service network restart
Tabi bunu yaparken, bana kafayı yediren küçücük bir hatam oldu. bond0'da GATEWAY tanımlamadığım için, arkadaş iç networkte çalışıyor ama dışarı çıkamıyordu. Okuduğum dökümanlarda da yazmadığından (hadi şey atmayım benim de gözümden kaçmış olabilir.) bu satırı unutmuşum ve eklemek de aklıma gelmedi. Son aşamada artık mail listesi imdadıma yetişti. Hızlı bir yanıtla Devrim Gündüz hatırlattı gateway'i. Maille ettim ama yine, teşekkürler... :)
En çok faydalandığım kaynak :)
http://www.doganzorlu.com/progress/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=18
Kısaca tanımdan başlamalı: Ethernet bonding Nedir?: Ethernet bonding, 2 tane ethernet kartının tek ethernet kartı gibi çalışmasıdır. 2 ethernet, 2 kablo, 1 IP. Genellikle temizlik yapan teyzelerin, amcaların kabloları çıkarması yüzünden hattın kopmaması için. (Bu zaten olmazsa olmaz oldu artık. Her masa silmenin ardından, kabloyu kontrol etmem gerekiyor. Hani RJ45'in kilit özelliği olmasına rağmen o kablo nasıl oluyor da çıkıyor anlamıyorum. Kasıtlı mı yoksa :D )
Bonding denemesini RHEL 3 bir linux ile yaptım ama Debian'da da kontrol ettim bazı kısımları.
Ethernet bonding (E.B. diyeyim bundan sonra) kullanabilmek için, 2.4.12 veya üstü bir çekirdek olmalı. (Benim RHEL makinam; 2.4.21-15.EL'ymiş...) Genelde dağıtımlarla bonding driver module olarak geliyormuş ama olur da module değilse derlerken "Network Device Support" altında "Bonding Driver Support" seçilerek açılabiliyormuş. (İhtiyacım olmadı. Ayrıca 2.6.8-2-386 Debian çekirdeğim de açıkmış) Bu modulü kullanan araç ise "ifenslave". Bu da öntanımlı gelmiş.
Zaten bundan sonrası, dosyaları düzenlemek. /etc/modules.conf en altına şu satır ekleniyor;
alias bond0 bonding
(buraya ayrıca varsa modül options'ı eklemek gerekli)
Burada bond0 diye sanal bir aygıt (device) tanımladık. Artık bağlantımızı bu bond0 sağlayacak. Şimdi bu aygıtın ayarlarına sıra geldi;
Debian'da tüm bu ayarları (/etc/network/interfaces dosyası içine yazmalıyız sanırım denemedim henüz ama deneyip not düşerim)
RHEL:
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-bond0
DEVICE=bond0
BOOTPROTO=static
ONBOOT=yes
BROADCAST=160.75.67.255
NETWORK=160.75.67.0
NETMASK=255.255.255.0
IPADDR=160.75.67.182
GATEWAY=160.75.67.254
USERCTL=no
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth0
# Intel Corp.|82562EZ 10/100 Ethernet Controller
DEVICE=eth0
BOOTPROTO=none
ONBOOT=yes
MASTER=bond0
SLAVE=yes
USERCTL=no
/etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth1
# Intel Corp.|82557/8/9 [Ethernet Pro 100]
DEVICE=eth1
BOOTPROTO=none
ONBOOT=yes
MASTER=bond0
SLAVE=yes
USERCTL=no
Sıra geldi restart :P (Windows kullanıcıları bu aşamada restart yapmalıdır :P)
#service network restart
Tabi bunu yaparken, bana kafayı yediren küçücük bir hatam oldu. bond0'da GATEWAY tanımlamadığım için, arkadaş iç networkte çalışıyor ama dışarı çıkamıyordu. Okuduğum dökümanlarda da yazmadığından (hadi şey atmayım benim de gözümden kaçmış olabilir.) bu satırı unutmuşum ve eklemek de aklıma gelmedi. Son aşamada artık mail listesi imdadıma yetişti. Hızlı bir yanıtla Devrim Gündüz hatırlattı gateway'i. Maille ettim ama yine, teşekkürler... :)
En çok faydalandığım kaynak :)
http://www.doganzorlu.com/progress/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=18
Pazartesi, Şubat 27, 2006
Özgür günlerin ardından...
Özgür günler bu yıl, hem çok mutlu hem de çok buruk geçti, benim için. Cuma günü, "iki elim kanda olsa gideceğim" dediğim Ian Murdock'ın seminerine ellerim temiz olmasına rağmen gidemedim:( Cuma günü saat 2'ye toplantı koyan zihniyeti kınıyorum. Öyle veya böyle cuma günü özgür etkinlikte değildim. Cumartesi günü de, eşimin "TÜYAP'taki yemek fuarı" teklifini red ederek, Bilgi Üniversitesine gitmek üzere yola düştüm. Fakat orada olmam saat 12'yi bulmuştu. Programda ilgimi çeken konulardan birincisi Ruby'ydi. Pınar Yanardağ'ın sunumuyla (-ki Necdet Yücel Bey'in dediğine göre LKD'nin ilk bayan seminer vereniydi) Ruby hakkında temel bilgi sahibi olduk bu sayede. Bence başarılı bir sunumdu. Bu arada Ruby'de otomatik çöp toplayıcı diye bi olay olduğunu öğrendim. Kullanılmayan kodları temizliyormuş. Sonra kabaca araştırdım da Java'da da varmış.. Hoş bir özellikmiş. :)
Neyse hemen bir foto o anla ilgili (Bu arada fotoğraflar çok kötü çıkmış :( ):
Asıl amacım da Redhat Cluster seminerine katılmaktı. Ali Erdinç Köroğlu'nun bu güzel seminerine katılabildim Ruby'nin hemen ardından. Genel cluster mantığı ve cluster kurulurken dikkat edilmesi gerekenler hakkında epeyce bilgi sahibi olmak için güzel fırsattı. Bu semineri daha önce Pamukkale Üniversitesi Akademik Bilişim'de vermiş. 4 makina ve 12 ethernet kartıyla örnek bir cluster kurmuşlar. Tabi biz o kadar şanslı olamadık. Teorik olarak dinlemek zorunda kaldık. Fakat çook verimli oldu. Seminer, normal süreyi aştı tabi doğal olarak. Bu durum her ne kadar N. Yücel Bey'i telaşlandırsa da bence bu seminer için süre az bile gelmişti.

O gün programda olan OpenVPN seminerine de Inet-Tr'de katıldığım için Redhat Cluster'ın ardından dönüş yoluna geçtim. İçimde, mükemmel 2 seminere katılmış olmanın, penguenleri daha yakından görmenin mutluluğu ile... (Bu arada kimseyle tanışmadım. Fakat bloglardan, çalışmalarında tanıdığım hemen herkesi tanıyabildim. Tek başıma olunca ben biraz asosyal kalıyorum sanırım...)
(Bu arada blogum nasılsa gezegen'de okunacaksa: Bu etkinlikleri düzenleyen herkese ve özellikle LKD Seminer-CG'na çok teşekkürler...)
Neyse hemen bir foto o anla ilgili (Bu arada fotoğraflar çok kötü çıkmış :( ):
Asıl amacım da Redhat Cluster seminerine katılmaktı. Ali Erdinç Köroğlu'nun bu güzel seminerine katılabildim Ruby'nin hemen ardından. Genel cluster mantığı ve cluster kurulurken dikkat edilmesi gerekenler hakkında epeyce bilgi sahibi olmak için güzel fırsattı. Bu semineri daha önce Pamukkale Üniversitesi Akademik Bilişim'de vermiş. 4 makina ve 12 ethernet kartıyla örnek bir cluster kurmuşlar. Tabi biz o kadar şanslı olamadık. Teorik olarak dinlemek zorunda kaldık. Fakat çook verimli oldu. Seminer, normal süreyi aştı tabi doğal olarak. Bu durum her ne kadar N. Yücel Bey'i telaşlandırsa da bence bu seminer için süre az bile gelmişti.
O gün programda olan OpenVPN seminerine de Inet-Tr'de katıldığım için Redhat Cluster'ın ardından dönüş yoluna geçtim. İçimde, mükemmel 2 seminere katılmış olmanın, penguenleri daha yakından görmenin mutluluğu ile... (Bu arada kimseyle tanışmadım. Fakat bloglardan, çalışmalarında tanıdığım hemen herkesi tanıyabildim. Tek başıma olunca ben biraz asosyal kalıyorum sanırım...)
(Bu arada blogum nasılsa gezegen'de okunacaksa: Bu etkinlikleri düzenleyen herkese ve özellikle LKD Seminer-CG'na çok teşekkürler...)
Perşembe, Şubat 16, 2006
Ezmlm ile E-Posta listesi oluşturmak
Vpopmail kullanıyoruz ve liste ismi test domain ismi de listeci.com. Kısaca test@listeci.com diye bir e-posta listesi yapacağız:
# ezmlm-make ~vpopmail/domains/listeci.com/test ~vpopmail/domains/listeci.com/.qmail-testtest listeci.com
# chown -h vpopmail.vchkpw /home/vpopmail/domains/listeci.com/.qmail-test*
# chown -R vpopmail.vchkpw /home/vpopmail/domains/listeci.com/test
Listeye üyelik için klasik konu başlığı subscribe olan mail atlabilir. Fakat eğer elle eklemek istersek:
Tek bir mail adresi için:
# ezmlm-sub /listenin/home/dizini eklenecek@mail.adresi
epostalistesi.txt dosyasındaki maillerin tamamını eklemek için:
# ezmlm-sub /listenin/home/dizini < epostalistesi.txt
Kaynaklar:
http://www.serdaraytekin.com/docs/os/debian/debian-qmail-ezmlm.html
http://www.differentpla.net/node/174
http://ipucu.enderunix.org/view.php?id=590〈=tr
http://www.google.com
# ezmlm-make ~vpopmail/domains/listeci.com/test ~vpopmail/domains/listeci.com/.qmail-testtest listeci.com
# chown -h vpopmail.vchkpw /home/vpopmail/domains/listeci.com/.qmail-test*
# chown -R vpopmail.vchkpw /home/vpopmail/domains/listeci.com/test
Listeye üyelik için klasik konu başlığı subscribe olan mail atlabilir. Fakat eğer elle eklemek istersek:
Tek bir mail adresi için:
# ezmlm-sub /listenin/home/dizini eklenecek@mail.adresi
epostalistesi.txt dosyasındaki maillerin tamamını eklemek için:
# ezmlm-sub /listenin/home/dizini < epostalistesi.txt
Kaynaklar:
http://www.serdaraytekin.com/docs/os/debian/debian-qmail-ezmlm.html
http://www.differentpla.net/node/174
http://ipucu.enderunix.org/view.php?id=590〈=tr
http://www.google.com
Cuma, Şubat 10, 2006
Tekrar Merhaba Linux Gezegeni
Uzun süre önce Gezegen Linux'a başvurmuş, "ben de gezegene iniş istiyorum" demiştim. Kabul edildim, fakat yazdıklarım gezegende görüntülenmedi. İsmimin üstünde de sürekli gezegen.linux.org.tr/none linki vardı. Sorunun ne olduğunu anlayamadım. Fakat geçenlerde planet ile uğraşırken şunu farkettim ki; dil kodlaması UTF-8 olanları alıyor, ISO-8859-9 olanları alamıyor. (Çok uğraştım düzeltemedim :( ) Ben de Linux dünyamın kodlamasını ISO-8859-9 yapmışım. Gezegende yaşanan sorun da buymuş. Fakat sayfayı UTF-8'e çevirince de doğal olarak Türkçe karakterlerde sorunlar yaşadım. Nasıl çözerimi düşünürken uzun süre öylece kaldı. Gezegen listesinde adım vardı, fakat yazdıklarımın hiç biri yoktu. Dün, Arda bir teklifte bulundu: "Yazıları ISO iken kopyala, Sayfayı UTF-8'e geçir ve tekrar kaydet". "Yer mi yemez mi?" diye düşündük, fakat "düşünmek değil, eylem zamanı deyip" denedim. Oldu... :) Fakat tüm girdileri tek tek düzeltmem gerekti. Yaklaşık 1 saatlik uğraşla hepsi düzeldi. Fakat gezegene bakınca, özellikle başlıklarını düzelttiğim yazılar gezegende yeniden görünmüş hatta gezegenin genel düzenini biraz bozmuştu. :( Umarım insanlar "bu ne ya, kim bu" diye isyan etmemiştir.
Madem artık yazılarım gezegende, bahane ile dünkü karışıklık için gezegendeki herkesten özür dilerim. Ayrıca, herkese -tekrar- selamlar...
Madem artık yazılarım gezegende, bahane ile dünkü karışıklık için gezegendeki herkesten özür dilerim. Ayrıca, herkese -tekrar- selamlar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
